Vartinik Şiiri
Vartinikte sert bir kaya
Üstüne bir destan yazılmış kanla
Yoldaşlarım diyorki;
Zalime gerek zulüm
Aç bir vahşinin tırmalaması gibi
Dişleri çatır, çatır, çatırdar
Agıtları gecmiş önüne
Aha bunlar da ne?
Elleride kayanın
Ne kadarda büyümüş
Saldırınca düşmana
Sanki bin hayini öldürecek bir gürz!
Kırmızı bir şarap akıyor kayanın gediginde
Karışıyor Munzur suyuna
Ondan içen, kendinden geçen diriliyor
Gün sanki mahşer günü,
Toplanmış anıtın önüne dersimin yigitleri,
Yazıyor gögsüne,
İşçi-Köylü Kurtuluş Ordusu Erleri!
Halk Kurtulus Ordusu Erleri !
Bak, bak !
Yaka numaraları da var !
Ali bir, Haydar iki , Meral üç,
Muharrem dört, Cihan beş,
Kazım altı, Cüneyt yedi,
Demirdağ sekiz, Cafer dokuz,
Barbara on..
İbrahim yüz.. bin..
Hepsinin gözlerinde kin,
Ediyorlardı yemin
„Bu can, bu tende kaldıkça,
Kazıyacagız kökünü,
Emperyalizmin, Feodalizmin,
Komprador kapitalizmin!
Neden bu kadar telaş,
Toplanan su kara kara bulutlarda?
Bunu bilmeyecek ne var?
Doğu kızıldır, güneş doguyor,
Aydınlatıyor yolu başkan Mao
Esiyor dogu rüzgarı,
alt etmek için batı rüzgarını,
Ve sonra bir sessizlik
Gürledi gök, haykırdı İBRAHİM ....
Yoldaşlar,
Bu yola feda ise başımız,
Kesindir zaferimiz
Susmasın silahlarımız !
Ve sonra bir marş
„Yoldas senin adın önde,
kalmayacak kanın yerde,
Kızıl bayrak dikecegiz,
Çarpıştıgın tepelere!“
Yoldaşlar,
Yenilerek yenecegiz
Parça, parça kuracagız iktidarı
Yaraları sardık
Mermi yatakta huzursuz
Ve böylelikle ilerliyor tarih,
Kaydediyor geçeni,
Gösteriyor geleni,
Toplumlar,
Herşeye ragmen ileriye gider!
Doğanın durdurulmaz akışıdır bu,
Eger yere düşen şehitlerimizin kanından,
Birer damla alıp içersek,
Silahları elden ele
Türküleri dilden dile,
Kavgayı kırdan şehire,
Sürdürürsek sonuna dek,
Ozaman hakkımız var,
Yeni bir dünya yaratmaya !
Sömürü, Zalim
Ve her türden gericilige karşı,
Sonuna kadar Devrim,
Zafere kadar Savaş !
Yaşasın Halk Savaşı!
Yaşasın Halk Savaşı!
Yaşasın Halk Savaşı!